ay çarpması...

Yürüyüşe çıkmıştım akşamüstü. Gökyüzü Ayvazovski tablolarından birine benziyordu. Gördüğüm en güzel şeylerden biri diye düşündüm. Aslında belki son zamanlarda buna benzer pek çok şey görmüştüm de fark edememiştim. İnsan bazen açık gözlerle dolaşıp kör olabiliyor, bilirsiniz. (dilerim bilmiyorsunuzdur nasıl olduğunu) İçine baka baka kör olursun ya, bundan söz ediyorum. 

"Bana bir şey çarpmış olmalı" diye düşündüm. Gözleri görmeyen Türkan Şoray misali bana bir şey çarpmış ve gözlerimi açmış olmalıydı. Kaza ya da değil. İyi olmuştu sonuçta. Bir insan, bir sözcük, bir durum ya da duygu. Ya da hepsinin karışımı bir şey. Ne olduğunu bilmenin bir önemi var mı? Belki. Ama bilmesem de olur diye düşündüm.

Yürüyüşümü bitirdim, eve döndüm, çamaşırlar yıkanmış, makineden çıkardım ve sepeti kucakladığım gibi dama çıktım. Bulutlara baka baka asarken çamaşırları tabak gibi bir dolunay çıktı bulutların içinden. "Bu ne şimdi?" dedim sevinçle sırıtarak. Sürprizler bitmiyor. Biraz rüzgar esti, elimde bir tişörtle aya bakakalmış beni kendime getirdi. Bu romantizmin bir sebebi olmalı. Beni yeniden böyle hülyalı hülyalı aya baktıran bir şey olmalı. İyi böyle dedim. Kesinlikle çok daha iyi. Yeni halimi yeni bir elbise gibi giyindim. Pek de yakıştı.

Bulutları, gökyüzünü ve ayı sindiremeden daha gürültücü komşulardan biri (ki iyi ki var ve iyi ki benim komşum) Neşeli Günler'in sesini öyle bir açtı ki, filmi neredeyse izliyor gibi hissettim.  Çamaşır asan birine bundan güzel hediye mi olur? En sevdiği filmlerden birinin sesi eşliğinde kocaman bir dolunayın altında böyle şahane bir akşam mı olur? Ve tüm bunlar nasıl bir anda, kendiliğinden bir araya gelir? Yüzümdeki gülümseme kulaklarıma kadar varmış olmalı.

Yan tarafta bir açık hava sineması var gibiydi. Bilir misiniz bilmem tahta sandalyelerinde oturup çekirdek yiyebildiğin, gözlerini kocaman perdeye diktiğin ve tepende çatı olmayan sinemalar vardı eskiden. Dünyadaki en harika şeylerden biriydi. Elvan gazozu, çekirdek, film ve günlerden cumartesi. İnsan çocukluk günlerini sanki dün olmuş gibi nasıl böyle net anımsayabiliyor?

Her neyse... İnsan neyi nasıl görmek isterse öyle mi görüyor ne? Ya da illa bir şeyin çarpması mı gerekiyor gözlerimizin açılması için. Bana bir şey çarptı. Kimbilir belki aydır...
film izle
film izle